Son Haberler

Babalık Hikayem

Anneler, bebeğin anne rahminde oluşmaya başladığı andan itibaren hem fizyolojik hem de duygusal olarak annelik duygusunu yaşayabiliyor. Yani bu değişimin farkındalığına başlıyor. Ancak biz erkeklerin baba olabilmesi ve değişmesi için bir sürece ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Benim hikâyem ise henüz ilk çocuğumuzun doğumundan önce başladı ve doğumla birlikte bebeğimizi kucağıma aldığım anda bir babalık duygusu gelmedi bana. Eşimin hamileliğinin 25.haftasında erken doğum riskinin çok yüksek olduğunu ve bir prematüre babası olacağımı öğrendiğim anda ben zaten baba olmaya başlamıştım. Bu süreci eşim tek başına elbette kaldıramazdı ve benim hem onun yanında olurken hem de olayların içerisine somut olarak girmem gerekiyordu.

Bunları yaşamadan önce genel olarak eşimin ve bebeğimizin sağlık durumunu takip eden klasik bir baba modeliyken bir anda her şeyi en ince detayına kadar araştırmaya başlayan birine dönüştüm. Kızımıza olan sorumluluk duygum çok ağır bastığından olsa gerek neyin doğru neyin yanlış olabileceğini her detayıyla öğreniyordum. Kızımızı 34.haftasında hiç kuvöze girmeden sağlıkla kucağımıza aldığımızda ise bu araştırmacı ve öğrenen halim devam etti. Bebeğin banyosundan masajına, uykusundan gazını çıkarma tekniklerine kadar her şeyin içindeydim. Hatta yetmedi üzerine gidip babalık eğitimi aldım ve sonralarında İlk Yardım eğitimi almama kadar uzandı konu J

Bu süreci sağlıkla atlattıktan sonra her ailede olduğu gibi bir rutinin içerisine girmeye başladık ve kızımın bakımı ile ilgilenirken bir aksilik olduğunda her baba gibi “annesiiii” diye seslendiğim oluyordu J Ancak bir taraftan da kızımla, annesi olmadan yalnız bir gün geçirmek zorunda kalacağımı da biliyordum. J Ben bu düşünceler içindeyken bebeğimiz 8 aylık olmuştu ve yalnız kalacağımız dönem gelip çatmıştı. Ben bebeğimize annesi olmadan nasıl bakabileceğimi düşündükçe sorumluluk duygusu üzerime çökmeye başlamıştı bile. Ya bakamazsam, ya aç kalırsa, ya ağlarsa… Kendimce ne kadar stres yaparsam yapayım kaçış yoktu ve o sabah eşim bizimle vedalaştıktan sonra kapıyı kapattı ve çıktığında bunun üstesinden gelmem gerekiyordu…

O gün bebeğimize bakmak için daha öncesinde kendimce aldığım bazı kararlar vardı. Öncelikli olarak her zaman bebeğin bakımı ve ihtiyaçları gelir. O yüzden dağılan evin toparlanması ya da yemek ve bunun gibi bilumum ihtiyaçlar ikinci planda olacaktı. Aldığım bir diğer karar ise; çocuk uyumaz, üstü başı kirlense dahi sorun değildi ancak bebeğimiz asla aç kalmayacaktı.

Henüz ek gıdaya yeni başlamış olan kızımın zaten iştahı olmadığından o günün sabahında yarım saat süren, mutfağın ve üstümün battığı bir kahvaltı yaptık ve bende oluşan hissiyat “yok yok aç kaldı bu çocuk” üzerine oldu. J Öğle uykusundan sonra verdiğim yemeği de yemeyince endişem giderek artmaya başladı. Kızım akşama kadar aç kalacaktı ve bunu eşime izah edemezdim. Benim düz mantık çalışmaya başladı tabi; bu çocuk bir ay öncesine kadar sadece biberondan mama içmiyor muydu? O zaman bugün de sadece mama içebilirdi. Yani günün sonunda aç kalmamış ve ben de günü kurtarmış olurdum… O gün birkaç kez daha biberondan mama verdim kızıma. Zaten öğlen de az uyumuştu, dolayısıyla akşam erkenden uykuya daldı. O gün eşimi zafer kazanan bir komutan edasıyla ufka doğru bakarak karşıladım. Ancak merakla sorduğu sorular sonucunda işin iç yüzünü öğrenen eşim, katı gıdaya geçmiş bebeğimizin o gün sadece biberondan mama içmesine oldukça içerledi.. Ancak ilk kez bu süreci yaşıyor olmamdan dolayısıyla tatlıya bağladık konuyu J

Bebekle beraber geçirdiğim o ilk günün sonrasında, bugün çocuklar henüz akşam yemeklerini yememişken eşim bizi evde bırakıp dışarı çıkabiliyor ve döndüğünde iki çocuğu da uyumuş bulabiliyor. Bunu başarabilmek zafer mi? bence hayır. Bebeklerin ve çocukların dünyasını çözen her baba aslında benim yaptığımın fazlasını yapabilir.

Babalık kitaplardan öğrenilen bir şey olmadığı gibi bir babanın çocuklarıyla ilgilenmesi için yapması ve farkına varması gereken durumlar var. Öncelikle cinsiyet rolü algıları nedeniyle; erkeğin görevi evin geçimini sağlamaktır, kadının görevi ise çocuğun ve evin bakımını üstlenmektir şeklindeki bakış açısı değişmelidir. Bir diğer konu ise; erkekler kendi çocukluklarında baba figürü olarak neyi görüyorlarsa kendi babalıklarında da onu modelliyorlar. Erkekler bundan vazgeçmeli ve iyi bir baba olma yolunda adımlar atmalıdır. Çevre baskısı sanılanın aksine toplumumuzda erkekler üzerinde daha etkilidir. Bu yüzden erkekler babalığı başka erkeklerden görerek uygulamaya çalışıyor. Başka babalar bebeklerinin bakım ve ilgisinden kaçıyorsa, onları örnek alan babalar da aynı hataya düşmektedir. Bir başka durum ise annelerin babalara sorumluluk vermekten çekinmeleri, yani annenin bebek bakımı konusunda babanın başaramayacağını düşünmesi ve bunu belli etmesi sonucunda bir nebze ışık olan babayı uyunun dışında bırakabilir. Bu konuda da anneler rahat olmalı ve babalara sorumluluk vermekten çekinmemelidir.

Babaların çocuk bakım ve gelişiminde oldukça önemli rolü bulunuyor. Bu rol yalnızca annelere bırakılamayacak kadar önemli olduğu gibi sağlıklı nesillerin yetişebilmesi için de çok önemlidir. Üstelik bir baba olarak çocuklarınızın hayatına büyük bir pozitif katkıda bulunmak için muhteşem olmanız da gerekmiyor. Gerekeni karşılayabilmek oldukça yeterlidir.

 

Check Also

Bahar’ın İkinci Hamilelik Duyguları

Evlat sahibi olmak, içinizde büyüyen bir mucizenin en yakın tanığı olarak, kendinizin ne kadar  özel olduğunu …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir