Son Haberler
Anasayfa » Anne'den Notlar » Anneler ve Babalar Anlatıyor » Doğum, Hayatımın Değiştiği An…

Doğum, Hayatımın Değiştiği An…

Merhaba,

Bir önceki yazımda sizlere hamilelik serüvenimden bahsetmiştim, umarım keyifle okumuşsunuzdur. Bu ay size hayatımın en büyülü gününü anlatacağım, doğum yaptığım günü 🙂

O gün ile ilgili her detayı o kadar net hatırlıyorum ki… Çok rahat ve mutlu bir hamilelik geçirdikten sonra, artık doğum için gün saymaya başlamıştım. Bir yandan işime devam ediyor, bir yandan neredeyse tüm boş zamanımı son hazırlıklar ile geçiriyordum. İçimde tarifi mümkün olmayan bir coşku vardı. O kadar çok şükrediyordum ki… Harika bir hamilelik geçirmiştim, oğlum da ben de çok sağlıklıydık, hep hayalini kurduğum normal doğuma artık çok yakındım, en önemlisi oğlumu kucağıma almama çok az zaman kalmıştı. Bir yandan da çok sevdiğim hamileliğim sona erecek diye içimde hafif de olsa bir burukluk da vardı : ) Ama anne olacak olmak her şeyden daha önemliydi benim için. Hamile yogasına, hamile masajına ve düzenli yürüyüşlere halen rahatça devam ediyordum. Ayşe Öner’in kursunda son tekrarlarımı yapıyor, nefes egzersizlerini her fırsatta uygulamaya çalışıyordum. Özellikle yoganın son kısmındaki meditasyonda oğlumla iletişime geçiyor, ona kavuşmamıza çok az kaldığını ve her şeyin çok iyi gittiğini, doğumun da çok kolay ve eğlenceli olacağını anlatıyordum. Tüm hamileliğim boyunca oğlumla hep iletişim halindeydim, doğum zamanım yaklaştıkça bu iletişimimizi daha da kuvvetlenmişti. Ona hep onu ne kadar çok istediğimizden, bizi seçtiği için ne kadar mutlu olduğumuzdan ve doğumu birlikte en iyi şekilde gerçekleştireceğimizden bahsediyordum.

39. haftanın gelmesiyle birlikte kontrollerim daha da sıklaştı. Çok araştırarak seçtiğim, normal doğumu destekleyen sevgili doktorum Senai Aksoy beni her randevuda daha da motive ediyor, bana ne kadar güzel bir doğum yapacağımı anlatıyordu. O randevulardan birinde söylediği şu sözü asla unutmam. Bana normal doğumu kendisinin değil benim yapacağımı, benim de doğuma fiziksel ve ruhsal olarak son derece hazır olduğumu, bu nedenle her şeyin aynı hamileliğimdeki gibi çok rahat ve güzel olacağını söyledi. Gerçekten de çok doğru, normal doğumda süreci tamamen anne yönetiyor. Doktor ancak anneye eşlik ediyor.

Hamile olduğumu öğrendiğim gün henüz 4 haftalık hamileydim. O gün doktorum bana 40 haftanın 25 eylülde dolacağını, normal doğum için beklenen günün 25 eylül olduğunu söyledi. O günün üzerinden tam 39 hafta geçti ve Yaman gerçekten ailemize tam 40 haftanın dolduğu 25 eylül günü saat 13.33’te katıldı. Sanırım çok prensipli olacağı o günden belliydi 🙂 Gelin şimdi hep birlikte o müthiş güne gidelim.

Bir gün önce doktorumda kontrolüm vardı, NST’ye bağlandığımda kasılmalarda herhangi bir artış ya da doğumun yaklaştığını gösteren bir bulguya rastlanmadı. Senai Bey daha vakit olduğunu söyleyip bana 2 gün sonrası için tekrar randevu verdi. Ancak ben o gece doğumumun başlayacağından emindim 🙂 Doktordan çıkıp annemle yemek yedik, Yaman için birkaç şey aldık, sonra ben kuaföre gidip hazırlıklarımı yaptım. Eve döndüğümde hastane çantamı son bir defa daha kontrol ettim, eksikleri tamamladım ve yogaya gittim. Ders öncesi Ayşe Öner ile konuşmuş ve meditasyonda o güne özel bir şey söyleyip söyleyemeyeceğimi sormuştum. Ayşe Hanım bana meditasyon sırasında kaşlarımızın ortasında yer alan ve tüm hormonların üretilip salgılandığı hipofiz bezine odaklanmamı ve doğumu başlatan oksitosin hormonunu salgılamasını istediğimi söyleyebileceğimi anlattı. Tam söylediği şekilde yaptım meditasyonumu, o kadar içten ve tüm benliğimle odaklandım ki gerçekten birkaç saat içinde doğumumun başlayacağından emindim. Sabahki kontrolümde doğumun zamanının henüz gelmediğini söylemişti doktorum ama ben biliyordum, gün o gündü 🙂

Yogadan sonra eve döndüm, akşam yemeğimizi yedik ve ben erkenden yattım. Ertesi gün anne olacağımı hissettiğim için bol bol dinlenmek istedim. Hatta annemi arayıp erken yatmasını, gece kasılmalarımın başlayacağını ve onu uykusundan uyandıracağımızı bile söyledim 🙂 O derece hazırdı kafamdaki plan. Gerçekten tam da hayal ettiğim gibi oldu. Yattıktan birkaç saat sonra, saat 02.00 sularında uyandım. Değişik bir his vardı karnımda, asla ağrı gibi değil. Zaten biliyorsunuz, ağrı kelimesini kullanmıyorum. Ağrı negatif çağrışım yapan bir kelime ve evrene negatif titreşimli bir cümle gönderdiğinizde, o benzer negatif titreşimli bir şeyle buluşur ve her zaman söylenen “korktuğum başıma geldi” durumu gerçek olur. Bu sebeple tüm olumlamalarımızı, dileklerimizi her zaman pozitif bir şekilde ifade etmemiz çok önemli. Uyanıp farklı bir şey hissettiğimde doğumumun başladığını anladım ama tam olarak emin olabilmek için kasılmaların düzenli olarak gelmesi gerekiyordu, saat gibi dakik olduklarında doğurmak üzere olduğumdan emin olabilirdim. Hemen saat tuttum ve yatağın içinde bekledim, iki kasılma arasındaki süre tam 15 dakikaydı. İkinci sağlama olarak hemen duşa girdim, Ayşe Hanım duşa girip rahatlamamızı, duştan sonra halen devam ediyorsa onların gerçek doğum kasılmaları olduğunu söylemişti. Duştan çıktığımda kasılmaların devam ettiğini görünce müthiş bir coşkuyla eşimi uyandırdım ve “zaman geldi” dedim. Bir yandan da sürekli Yaman ile konuşuyor, her şeyin çok yolunda olduğunu ve çok yakında sağlık ve mutlulukla kavuşacağımızı anlatıyordum.

O kadar mutluydum ki içim içime sığmıyordu. Hemen doktorumu aradık. Sonra da sırasıyla annemi, sevgili Ayşe Öner’i, doğum fotoğrafçımızı ve hastane odamızı süsleyecek kişileri. Ben heyecanla giyindim, son kontrolleri yaptım ve biz güle oynaya saat 03.30 gibi evden çıkarak Amerikan Hastanesi’ne doğru yola çıktık. Tabii önce uğrayıp annemi aldık 🙂 O kadar neşeliydim ki evden çıkarken, sitemizin güvenlik görevlisi doğuma gittiğimize ihtimal vermedi. Hastaneye gittiğimizi söyleyince yüzünün aldığı şaşkın hali halen hatırlarım 🙂

Eğer hastanede Ayşe Öner ile buluşacak olmasaydık ben çok rahatlıkla sabaha kadar evde kalıp, pilates topumla doğumu kolaylaştıracak hareketleri tekrarlayarak bekleyebilirdim. Yani hastaneye acilen gitmemi gerektirecek bir durum yoktu. Ancak Ayşe Hanım ile birlikte doğuma hazırlanma fırsatı benim için elbette çok önemliydi, bunun için sabaha karşı büyük bir memnuniyetle hastaneye gittik. Yolda şen kahkahalarımız bize eşlik ederken, kasılmalarımın sıklığı da 5-6 dakikalara inmişti. Hastaneye vardığımızda acil serviste Ayşe Hanım bizi bekliyordu. Önce hep birlikte odamıza çıktık, ben otele gelmişiz gibi tüm eşyalarımı yerleştirdim. Lavantalı mumlarımızı yaktık. Hamileliğim boyunca dinlemeyi en çok sevdiğim CD’lerimi de yanımda götürmüştüm. Onlardan birini seçtim ve aramızda sohbet etmeye başladık. Saat 04.30 sularıydı, bir yandan doktor ve hemşireler de belirli aralıklarla kontrollerimi yapıyorlar ve doğumun henüz çok yakın olmadığını söylüyorlardı. O sırada açılmam henüz 1-2 cm civarındaydı, kasılmalar ise oldukça sıktı. Fakat ben kasılmaları NST’den takip ediyordum çünkü hiçbirini hissetmiyordum. Eşim, annem, ben ve Ayşe Hanım hep birlikte doğumumun ne kadar güzel olacağından bahsediyor, gülüp eğleniyor, bir yandan da birkaç saat sonra Yaman’a kavuşacak olmanın mutluluğunu yaşıyorduk. Sabaha doğru Ayşe Hanım ile doğumu kolaylaştırıcı mucize hareketleri yapmaya başladık, bana o kadar güzel egzersizler yaptırıyordu ki kendimi kuş gibi hafif hissediyordum. Zaten yanımda olması bana müthiş güven veriyordu.Ben o kadar rahat ve neşeliydim ki eşim ve annem de gayet büyük bir rahatlıkla bana destek oluyorlardı. Ben panik ya da endişeli olsam eminim onlar benden daha fazla kaygılanacaklardı, sonuç olarak çok özel olan doğum anı belki kaotik bir duruma dönüşecekti.

Bu noktada önemli bir konuyu vurgulamak istiyorum. Doğum gerçekten çok özel bir an, öncesindeki süreç de en az doğum kadar özel ve hassas. Bence anne adayının o sırada çok rahat, stressiz ve keyifli olması gerekiyor. Doğum öncesi hastane odasında toplanacak arkadaş ya da akrabalar ister istemez anne adayını gerebilirler. Halbuki bu o sırada doğum yapmak üzere olan birinin en son ihtiyacı olan şey. Ben hamileliğimin başından beri doğum öncesinde yanımda eşim ve annemden başka kimseyi istemediğimi biliyordum, bunu da herkese açıklıkla söylemiştim. Bazı anne adaylarının “ayıp olur” düşüncesiyle bu konuda sıkıntı çektiğini, aslında istemediği halde doğum öncesinde birçok kişiyle birlikte olmak durumunda kaldığını biliyorum. Ancak unutmayın ki o sırada önemli olan tek şey anne adayının rahatlığı. Anne adayı ne kadar sakin, huzurlu ve rahat olursa bebek de bir o kadar kolay hazırlanır doğuma ve o kadar keyifli bir doğum olur. O yüzden bu mahremiyet alanını sağlamaktan kimsenin çekinmemesini önemle tavsiye ediyorum. Ben bu sebeple doğuma giderken sadece anneme haber verdim ve gerçekten son derece rahat bir şekilde hazırlandım doğuma. Çok güvendiğim Ayşe Hanım ve doktorum Senai Bey de yanımdaydı. Başka birine ihtiyacım yoktu zaten 🙂

Artık sabah olduğunda doğum fotoğrafçım da aramıza katılmıştı, bir de fotoğraf eğlencesi çıkmıştı bana. Sürekli pozlar veriyor, mutluluğumu yanımdakilerle paylaşıyordum. Açılmam 6 cm olduğunda her ihtimale karşı belki ihtiyaç olur diye epidural anestezi kanülünü taktırdım. Amacım gerekmedikçe epidural anestezi kullanmamaktı, gerçekten de hiç gerek olmadı ve ben anestezisiz normal doğum yaptım. Kasılmaları Ayşe Hanım’ın öğrettiği nefeslerle karşılıyor, birkaç mucize hareketle süreci çok rahatlıkla kontrol edebiliyordum. Dolayısıyla epidural anesteziye gerek kalmadı. Derken doktorum saat 12.30 gibi artık doğumhaneye gitmek için hazırlanabileceğimizi söyledi. Öyle büyülü bir andı ki, tamam dedim oğluma, artık çok yakında kavuşuyoruz. Herkes beni güle oynaya doğumhaneye uğurladı. Annem, doğum fotoğrafçım ve doğumu kameraya alacak bir hemşire doğumhanede benimle birliktelerdi 🙂 Doğumhaneye girdiğimizde saat 13.05’ti. Kasılmaları o kadar hissetmiyordum ki, NST’de kasılma tespit ettikçe hemşireler bana ıkınmamı söylüyorlardı. Ben de o sırada tüm gücümle ıkınıp, kasılma geçtikten sonra konuşmaya devam ediyordum 🙂 Gerçekten doğum boyunca konuştum desem abartmış olmam sanırım. Bir yandan anneme odadaki ikramların gelip gelmediğini soruyordum, bir yandan doktorumdan neler olduğuna dair bilgi alıyordum, bir yandan kasılma gelince ıkınıyor, sonra tekrar Yaman’a doğumdan sonra giydirilecek mavi tulumların orada olup olmadığını kontrol ediyordum. Doktorum halen kontrole gittiğimde bana benimki gibi bir doğumu pek görmediğini, bir dahaki doğumumu videoya çekip doğumdan korkanlara izleteceğini söyler 🙂 Gerçekten çok ama çok eğlenceli bir doğumdu. Ve derken işte sadece 28 dakika sonra hayatımın en büyük mucizesi gerçekleşti. Saat 13.33’te yine Senai Bey’e neler oluyor diye sorduğum bir anda, bana “al bakalım kucağına işte bu oluyor” dedi ve Yaman’ı kucağıma verdi. İşte o an hayatımın bir daha asla eskisi gibi olmayacağını anladım. Mutluluğum aşırı bir duygu yoğunluğuna karışmıştı, bir yandan ağlıyor, bir yandan Yaman’a hoş geldin diyor, bir yandan da emzirmek için onu göğsüme yaklaştırıyordum. Hayatın ilk dakikalarında ten teması çok mühim olduğundan, doğduğu an ona sarılmış ve hayatım boyunca her koşulda onun yanında olacağıma dair söz vermiştim. Artık anne olmuştum, hayattaki unvanlarıma bir yenisi eklenmişti, 9 ay bekleyip içimde büyüttüğüm oğlum artık yanımdaydı. Sürekli şükrediyordum. Yaman saat 13.33’te 3.910 g ve 52 cm olarak çok sağlıklı bir şekilde aramıza katılmıştı. Ben de oğlum da çok iyiydik. Hemen hazırlıklarımızı tamamladık ve beni odama götürdüler. Doğumhaneye girip çıkmam sadece 28 dakika sürmüştü. İlk hazırlıkları çıkarırsak doğum yapmam sanırım sadece 15 dakika sürdü. Çok ama çok rahat ve neşeli bir doğumdu, her şey tam hayal ettiğim gibi oldu. Kafamda bu anı önceden o kadar çok canlandırmıştım ve her şeyin çok iyi gideceğine o kadar inanmıştım ki, gerçekten de öyle oldu. Aklıma hiç negatif bir şey getirmemiştim, tamamen pozitif düşünüp hep iyiye odaklandım ve sonuç olarak gerçekten çok güzel bir doğum yaptım.

Özetle şunu söylemek istiyorum, normal doğum adı üstünde doğumun en normal ve doğal hali. Eğer annenin ya da bebeğin bir sağlık sorunu ya da farklı bir engeli yoksa normal doğum anne ve bebek için en iyisi. Ayrıca, ağrısız bir normal doğum elbette mümkün. Bu fiziksel olduğu kadar psikolojik de bir süreç, yani her şey zihinde başlıyor. İyi düşünürseniz evren zaten onun karşılığını size iyilik olarak veriyor. Eğer ben kendi örneğimle bir anne adayını bile hamilelik ya da doğum yapma korkusundan kurtarabilirsem ne mutlu bana. Çünkü anlatılan kötü tecrübelere kulakları tıkayıp, iyi örnekleri pekiştirmek gerekiyor. Ben yaptım, siz de isterseniz yapabilirsiniz 🙂

Doğumdan sonra neler oldu, hastane odasında ve sonrasında yeni hayatımızda neler yaşandı? Bunları da bir sonraki yazımda anlatacağım sizlere 🙂

Görüşmek üzere.

Sevgilerimle.

Ceyda Özgen Kantarcı

Check Also

Gülben Ergen

Yüreğe dokunan bir yürek Ayşe Hanım. Annelerin annesi… Tüm bebeklerin yaşayan meleği Ayşe Hanım. İlk …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir